Bankaların “dosya masrafı” adı
ile tüketiciden kestiği paraların Hakem Heyetleri ve Mahkemeler vasıtası ile geriye alınması sürecinde dikkat edilmesi
gereken en önemli husus şudur:Dosya masrafı alınmasına vesile olan tüketici
kredisi sözleşmesinde “dosya masrafı
alınacağı” yönünde açık ibare varsa ve bu ibare şekil açısından
tüketiciyi aldatıcı değilse ve Tüketici Sözleşmelerindeki Haksız Şartların
iptali ile ilgi yönetmeliğe aykırı değilse ne yazık ki dosya masraflarının bankalardan
geri alınamayacağı kanaatindeyim.Hakem Heyetlerinden tüketici lehine karar
çıksa bile Tüketici Mahkemesindeki davanın yukarıdaki durumlar da Banka lehine
neticeleneceğini ve tüketicinin masraf ve avukatlık ücreti ödemeyle karşı
karşıya kalacağını düşünüyorum,bundan ötürü dosya masrafı istenirken medyanın fazla tesirinde kalınmaması gerektiğini tavsiye ediyorum
Tüketici Bilinci etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tüketici Bilinci etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
13 Eylül 2012 Perşembe
11 Ağustos 2012 Cumartesi
ÇOCUKLARIN HAYAL DÜNYASININ REKLAMLA SÖMÜRÜLMESİ
Hepimizin dikkatini çekmiştir televizyondaki
çocuk kanallarında verilen reklamların
abartılı ve çocuğun hayal dünyasını sömürmeye yönelik olduğunu.Mesela bir
gazetenin kupon karşılığı vermeyi vaad ettiği küçük ralli arabası;reklamlarda
orijinal ralli arabası sesi çıkartarak ve yanındaki bir başka ralli arabası ile
kıyasıya yarışmakta orijinal bir sesle ve hızla bitiş noktasına ulaşmaktadır
oysa gazetenin verdiği ralli arabası kalitesiz plastikten imal,basit bir naylon
poşet içinde ve çin malıdır.Gene bir başka firmanın parça birleştirme şeklinde
verdiği dinazor maketi; reklamlarda montajı biter bitmez konuşup, aniden
canlanıp ilerlemektedir.Bu tip reklamların hile ve sömürü amaçlı olduğuna
inanıyoruz ve yetkili mercilerin çocuk kanallarındaki reklamlara çeki düzen
vermesini bekliyoruz….
Etiketler:
İyi Konular,
Tüketici Bilinci,
Tüketici Tecrübeleri
7 Ağustos 2012 Salı
HAYAT SİGORTALARINDA PRİM İADESİ
Bankalardan
kullanılan krediler için yapılan hayat sigortaları daima yıllık yapılabilir yani 12 ay ve
katları olan 24,36,48 şeklinde,oysa kullanılan krediler
yapılan hayat sigortasından süre olarak daha kısa olduğu -olacağı için hayat sigortası
daima artık şekilde kalmaktadır.Mesela 37 ay ödemeli bir kredi çektiniz bu kredi için yapılan hayat
sigortası poliçesi daima 48 aylık
olacağından(hayat sigortası her yıl yenilense bile gene artık ay kalır )11 ay artık kalacaktır
yani tüketicinin parasını peşin vermek
zorunda kaldığı kredi dönemi sonuna sarkan hayat sigortası primi daima olmaktadır.İşte tüketiciler
bu artık döneme ait hayat sigortası primlerini geri alabilirler,iadesi gereken hayat
sigortası primi tutarının öncelikle tüketici tarafından net olarak tespit
edilmesi sonra Bankadan talep edilmesi iade edilmemesi halinde il ve ya ilçe tüketici
Hakim Heyetlerine başvurulması gerekmektedir...
Etiketler:
Tüketici Bilinci,
Tüketici Tecrübeleri
14 Aralık 2011 Çarşamba
FON HESABI MUĞLAKLIĞI
Bilineceği üzere ülkemizde
faaliyet gösteren bazı bankalar ; gelir getiren bir imkan olarak reklamını yapıp çeşitli adlar altında müşterilerine fon hesapları açtırmaktadır.Fon hesapları gelir getirdiği
iddiasıyla düzenli olarak çalışmakta ancak bankalar;hesap sahibinin fon hesabından
kazandığı gelirleri ve aynı hesap nedeni
ile müşteriden vergi ve sair adlarla
yapılan kesintileri belirli aralıklarla düzenli ve anlaşılabilir şekilde müşteriye
açıklamamaktadır.Fon hesabı sahiplerinin hesaplarına dair yıllık gelir ve gider durumunu gösterir raporu
bankalarından ısrarla istemeleri haksız
kayıplara uğramamak adına önemlidir.
5 Ekim 2011 Çarşamba
İkinci El Araçların Hukuki Problemleri
ikinci el araç alan tüketiciler; araçlarının teknik
hatalarından çok hukuki hatalarından mağdur olmaktadır.İkinci el araçlarda
rastlanan başlıca hukuki
hatalar ve ayıplar şunlardır;
1)Aracın sicil kaydı üzerinde borç nedeni ile haciz ve
yakalama kararı bulunması,borç
karşılığı rehin kaydı bulunması:Böyle bir tehlikeden kurtulabilmek için almak
istediğiniz aracı teknik olarak sıkıca kontrol ettikten sonra aracın ruhsat
bilgileri ile aracı size satacak olan şahısın bilgilerini sıkıca kontrol
ediniz,araç satıcısı aracın sicil
kaydında ismi görünen şahıs değil ise satış ve devir konusunda noter
vekaletnamesi olup olmadığını sıkıca sorgulayın sonra mümkünse aracı satın
alacağınız an itibari aracın sicil kaydı üzerinde özel borçlar için aracın
siciline işlenmiş haciz ve yakalama kararı olup olmadığını aracın rehinli olup
olmadığını en yakın trafik tescil denetleme büro amirliğinden ya da internet
üzerinden EGM’nin araç sorgulama sayfasından iyice araştırınız.Vergi
Dairelerinden alınan aracın vergi borcu olmadığına dair evrakı aracın özel
borcunun da olmadığı şeklinde yanlış anlamayın,vergi borcu ayrıdır özel borçlar
ayrıdır,özel borçların muhatabı özel şahıslar ve icra müdürlükleridir,vergi
borçlarının muhatabı Vergi Daireleridir.Ayrıca aracın sicil kaydı üzerinde her
hangi bir mahkeme tarafından verilmiş ihtiyati tedbir kararı olup olmadığını
sıkıca araştırınız.Aracın parasını mümkünse satıcının kendi adına olan banka
hesabına yatırınız ve dekonta mutlaka paranın satın alınan aracın bedeli
olduğunu,aracın plakasını da zikrederek yazdırın.Satıcıların düzenledikleri
harici araç satış sözleşmeleri geçersizdir araçlar sadece noterler tarafından
düzenlenen satış sözleşmeleri ile alınıp satılabilir,satıcı ile alıcı arasında
yapılan harici-adi sözleşme sadece alınıp verilen paraya delildir.araç alırken
bedelin tamamı ya da bir kısmı yerine çek-senet gibi kıymetli evrak
verecekseniz verdiğiniz çek ya da senedin miktarını, alacaklısını,vadesini,çek
numarasını banka ismini aranızda yapılan harici sözleşmeye yazınız ya da fotokopi
yapmak sureti ile harici sözleşmenin eki haline getiriniz harici sözleşmeyi iki
suret halinde yapınız ve her ikisini de karşılıklı olarak imzalayıp birisini
satıcıya veriniz diğerini kendiniz alınız.
2)Aracın trafik cezası ya da vergi borcunun bulunması:Bu
konuyu satın alma anında en yakın vergi dairesinde plaka no’sunu vererek sorgulattırınız ve
sıkıca araştırınız.
3)Aracın çalıntı olduğunun sonradan anlaşılması:almak
istediğiniz aracın ruhsatında bulunan motor ve şasi numaralarının aracın üzerindeki
motor ve şasi numaraları ile aynı olup olmadığını,aracın ruhsatta bulunan
bilgileri ile fiilen araç üzerinde bulunan bilgilerinin aynı olup olmadığını
sıkıca inceleyiniz ayrıca mümkünse aracın sicil bilgileri ile fiili durumu
arasındaki farkları bulmaya çalışınız.
18 Eylül 2011 Pazar
Süresi Biten Hayat Sigortası Sizi Borçlandırabilir!
Kredilerin parçası-bütünleyicisi
olarak yapılan hayat sigortalarının uygulanmasına ihtiyaç duyulduğu anlarda
yazıktır ki tüketici yakınları mağdur
edilmektedir.Şöyle ki;bankalar bir çok kredi dalında müşteriye kredi
verdiklerinde kredi kullanan kişiye ölümü halinde borcun ödenmesi daha doğrusu
alacağı garantiye almak için hayat sigortası yaptırmaktadır.Hayat sigortaları süreli
olarak yapılmakta ,poliçenin süresi bittiğinde sürenin bittiğini tüketicinin
kendisi fark etmediği gibi banka da bu durumu tüketiciye
hatırlatmamakta,krediyi kullanan kişi hayat sigortası poliçesinin süresi
bittikten sonra vefat etmekte böylece kredi borcunun tamamı ve ek masrafları
mirasçılar tarafından ödenmektedir.Böylece insanlar hiç sebep yokken ya da
ummadıkları bir anda mirasçıların borçlarını ödemek için hayatlarını alt üst
etmektedir.Müşteri;kullandığı banka kredisi için mutlaka hayat sigortası
yaptırmalı,poliçenin süresi biter bitmez kredi borcu tamamen ödeninceye dek
tekrar tekrar hayat sigortası yaptırmaya devam etmeli,poliçe süresi bittikten
sonra poliçeyi yeniletmeyi asla unutmamalı ,bankalar da poliçenin süresinin
bittiğini ve poliçenin yenilenmesi gerektiğini derhal müşteriye/tüketiciye
bildirmelidir.
15 Eylül 2011 Perşembe
İPOTEĞİN KALDIRILMASI YÖNTEMİ VE TÜKETİCİ
Kişilerin konut ihtiyaçları için
bankalardan kullandıkları konut kredileri kural olarak tüketici hukuku
kapsamındadır.Bankalar müşteriye verdikleri konut kredisini garanti altına
alabilmek amacı ile kredi ile alınan evi birinci dereceden ipotek
etmektedir.kural olarak borç tamamen bittiğinde ipoteğin fekkedilmesi yani
kaldırılması gerekirken bazı bankalar çeşitli sebeplerle ipoteği fekketmemekte
tüketiciye zorluk çıkartmakta ipoteğin kaldırılması karşılığı müşteriden “şantajlı
yöntemlerle” para almaya çalışmaktadır.Tüketici hukuku kapsamında kredi ile
alınan ev üzerindeki ipotek; borç tamamen bittiği halde-tüm ısrarlara rağmen- banka
tarafından kaldırılmıyorsa tüketicinin bankaya karşı (noterlik vasıtası ile )ipoteği
kaldırması ihtarını içerir bir ihtarname göndermesi ve ipoteği kaldırması için
bankaya süre vermesi verilen süreye rağmen ipoteğin kaldırılmaması halinde
durumu yetkili ve görevli Mahkemeye müracaat ederek
ipoteğin kaldırılmasını istenmesi
gerekmektedir.
KART AİDATININ VE HESAP İŞLETİM ÜCRETİNİN GERİ ALINMASI
Bankaların müşterilerinden
kestikleri kredi kartı aidatı ve hesap işletim ücretlerini geriye alabilmek
için size en yakın yerde bulunan il ya da ilçe tüketiciyi koruma hakem heyeti
başkanlıklarına başvurun.örnek başvuru dilekçesi (hesap işletim ücretini talep
edebilmek için de benzer içerikte dilekçe ile işletim ücretini alan banka,ne
kadar alındığı,hangi hesap için alındığı açıkça yazılmak sureti ile sizden
alınan paranın miktarı açıkça yazılmak sureti ile Heyete başvurulmalıdır)aşağıdadır:
……………….TÜKETİCİYİ KORUMA HAKEM
HEYETİ BAŞKANLIĞINA
……………………….
……………banka ait ………………..nolu kredi kartının kullanıcısıyım………..bank
tarafından……………………tarihinde ………….TL para kredi kartı aidatı adı altında benden alınmıştır alınan paraya dair belge sureti
dilekçeme eklidir.Bankanın benden kredi kartı aidatı almasının 4077sayılı kanun
ile ilgili mevzuata ve hakkaniyete aykırı
olduğunu düşünüyorum.Kredi kartı aidatı namı ile …………..bankası tarafından
benden alınan……………TL paranın tarafıma iadesini dilerim
Gereğinin yapılmasını saygı ile
arz ederim ……/……/2011
ŞİKAYETÇİ
İMZA
14 Eylül 2011 Çarşamba
Yerli Muz Daha Kalitelidir!
Marketten,manavdan ya da pazardan muz satın almak isteğinizde ithal muz ile
yerli muz arasında tercih yapmak durumunda iseniz ithal muz almadan önce;
- Ülkemizde de (binlerce dönüm
arazi de) muz üretildiğini,
- Çiftçi,işçi,nakliyeci,zirai
ilaç ve gübre,malzeme tedarikçisi……gibi) binlerce insanın ülkemizde
yetişen muzdan gelir elde ettiğini,
- Yerli muzun ithal muza göre
daha taze olduğunu,
- Yerli muzun renk ,tat ,koku
gibi özellikleri dikkate alındığında kalitesinin ithal muza eşit
olduğunu,
Fiyatının genellikle ithal muza göre daha düşük olduğunu düşünün/hatırlayın
ve ithal muz yerine Ülkemize ait olan yerli muzu alışveriş sepetinize koymayı
prensip haline getiriniz.
13 Eylül 2011 Salı
Tüketici Hukukunda Ayıplı Mal Ve Hizmetler
Tüketici hukuku anlamında bir
malın ayıplı olabilmesi için;
1)Tüketici tarafından tüketim amacı ile satın
alınmış bir mal olmalıdır(mesleki faaliyetlerde kullanılmak için alınmış mallar
tüketici hukuku dışındadır.örneğin sıradan bir insan bir motosikleti kullanmak
için almışsa bu mal tüketici hukuku kapsamındadır ancak aynı motosiklet bir
kargo firması tarafından mal dağıtmak için alınmışsa ve kullanılıyorsa bu motosiklet tüketici hukuku kapsamında
değildir.)
2)Malda;tüketici tarafından üretiliş amacına
uygun olarak kullanılmasını engelleyecek,azaltacak ve ya tamamen ortadan
kaldıracak bir eksikliğin olması gerekir.Bu noksanlık değişik şekillerde ortaya
çıkabilir (ör:kullanmak için alınan çift silindirli bir motosikletin
silindirlerinden birinin çalışmadığının anlaşılması,gene böyle motosikletin
tüketici tarafından satıcıya 2009 model olması gerektiği söylendiği ve satıcı
tarafından 2009 model olduğu vaad edildiği halde sonradan bunun 2009 değil 2006model olduğunun
anlaşılması ve ya yurda kaçak/gümrüksüz olarak sokulduğunun anlaşılması,24 ayar
olduğu söylenip vaad edilerek satılan altının 22 ayar olduğunun
anlaşılması,bayisinden alınan fırının çalıntı olduğunun anlaşılması gibi)
Maldaki noksanlık illa adet, sayı olarak
noksanlık değil istenmeyen arzu edilmeyen bir fazlalık şeklinde de olabilir
hatta ayıplılık ekonomik verimsizlik,eksiklik şeklinde olabileceği gibi psikolojik verimsizlik şeklinde de olabilir.
Yukarıda belirttiğimiz
noksanlıkların olup olmadığı tüketici tarafından mal satın alınmadan önce
sıkıca kontrol edilmeli tüm kontrole rağmen mal satın alındıktan sonra ayıp
tesbit edilmişse;
Tüketici, malın teslimi
tarihinden/malı teslim aldığı,almış sayıldığı tarihten itibaren otuz gün içerisinde ayıbı satıcıya
bildirmekle yükümlüdür(ayıbı en kesin ve güçlü bildirme yöntemi noter ihtarı
çekmektir)
Bu ihtarda muhataplar şunların en az biri,bir
kaçı ya da tamamı olabilir:malı üreten
ya da ithal edenler ya da malı tüketiciye satanlar.(örneğin ayıplı motosikletin
satıcısı yanında üreten ya da ithal edenler de ayıptan sorumludurlar)
Satın aldığı mal ayıplı çıkan
tüketici; malı üreten ya da ithal eden ya da satanlardan şu taleplerde
bulunabilir:
a)Sözleşmeden dönerek satış bedelinin iadesini
isteyebilir,
b)Ve ya yukarıdaki gibi sözleşmeden dönmeyip malın yeni ve ayıpsız aynısının kendisine verilmesini isteyebilir,
c)Ve ya yukarıdaki iki seçeneği istemeyip malın ayıplılığı oranında
bedelden indirim yapılmasını isteyebilir
(burada satış bedelinin tamamı henüz ödenmemişse bundan indirim yapılmasını ya
da ödenmişse bir kısmının iadesini isteyebilir)
d)Ve ya yukarıdaki üç haktan da vazgeçerek
malın ücretsiz tamir edilmesini
isteyebilir.
Tüketici yukarıda bahsettiğimiz
noter ihtarına malın ayıplı olduğunu belirttikten sonra ayrıca yukarıdaki
haklardan hangisini istediğini de ayrıca ve açıkça belirtmelidir.Burada dikkat
edilecek husus tüketici bu 4 seçimlik haktan sadece birini isteyebilir.hepsini
ya da en az ikisini aynı anda isteyemez(ancak biri kabul edilmediği takdirde
diğeri olabilir şeklinde dereceli bir istek olabilir)
BİREYSEL EMEKLİLİK SİSTEMİ NEDİR?
Sosyal Güvenlik sisteminin
insanlara umdukları emeklilik haklarını istenilen seviyede sunamaması nedeni
ile kişilere belirli bir dönem yatırdıkları paralar karşılığında emekli olma
imkanı tanıyan sisteme Bireysel Emeklilik Sistemi denir.Bu sistem 4632 sayılı
Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu ile düzenlenmiştir.
Bireysel Emeklilik Sisteminin temel özellik , amaç ve avantajları
şunlardır:
1)Kamu sosyal güvenlik
sisteminin(yani eski SSK,BAĞKUR,EMEKLİ SANDIĞI yeni adı ile SGK’nın)
tamamlayıcısıdır ve destekleyicisidir.
2)Sistem sayesinde kişilere
emeklilik döneminde ek bir gelir sağlanarak kişilerin refah seviyeleri
yükseltilir.
3)Ekonomiye uzun vadeli kaynak
oluşturularak, istihdam arttırılır,ekonomik kalkınmaya katkı sağlanır,
4)Sistem gönüllü katılım ve
belirlenmiş katkı esasına dayanır.
5)Sürekli ve düzenli olarak katkı
payı yatırıldığı için kişilere disiplinli bir şekilde birikim yapma imkanı
tanınır.
6)Kişiler yatırdığı katkı
paylarını gelir vergilerinden indirtebilir, ayrıca bireysel emeklilik sistemi
içinde kalındığı sürece sistemdeki birikimlerin gelirleri vergiden muaftır.
7)Kişilerin yatırdıkları katkı
payları emeklilik yatırım fonları vasıtası ile , finans piyasalarında uzman
yöneticiler eli ile değerlendirilir yönetilir.Böylece kişilere birim yapma
imkanı sunulur.
8)Bireysel emeklilik sistemi
vesilesi ile kişilere hayat boyu emekli maaşı alabilme ya da birimlerini toplu
olarak alabilme imkanı sunulur.
Sistemin temel özellik , amaç ve
avantajları ana başlıklar halinde sunduktan sonra sistemi ilgili olduğu kanunun
da ışığı ile biraz daha yakından tanımaya devam edelim:
Bireysel Emeklilik Hizmeti
Sağlayıcıları Kimlerdir:
Bunlar bireysel emeklilik hizmeti
sektöründe faaliyet gösteren emeklilik şirketleridir.Bu şirketlerin sektörde
faaliyet gösterebilmesi için Hazine Müsteşarlığından emeklilik branşı faaliyet
ruhsatı almaları gerekmektedir.
Kişilerin sisteme katılımları
nasıl olur:
Emeklilik Sözleşmesi ile
olur.Sisteme katılacak kişi (beğendiği)şirket ile emeklilik sözleşmesi
imzalamak zorundadır.Kişi ile Emeklilik şirketi arasında imzalanacak bireysel
emeklilik sözleşmesinde hangi şart ve hususların bulunması gerektiği Hazine
Müsteşarlığı tarafından belirlenir.
Kişi ile emeklilik şirketi
arasında imzalanacak bireysel emeklilik sözleşmesinde;katılımcının(yani
bireysel emekliliğe girmek isteyen kişinin) sisteme girmesine, sistemden
ayrılmasına, emekli olmasına, katkıların ödenmesine, bu katkıların bireysel
emeklilik hesaplarında izlenmesine, fonlarda yatırıma yönlendirilmesine ve
katılımcı(kişi) veya lehdarına yapılacak ödemelere ilişkin konular ile kişi ile
emeklilik şirketinin diğer karşılıklı hak ve yükümlülüklerine dair şartlar
bulunur.
Katılımcının(yani emeklilik için
müracaat eden kişi,) ve (emeklilik )şirketinin karşılıklı hak ve
yükümlülüklerinin neler olduğunu 4632 sayılı Bireysel Emeklilik Tasarruf ve
Yatırım Sistemi Kanunu madde 5 ve 6 dan okuyalım:
Katılımcının ve şirketin hak ve yükümlülükleri
MADDE 5. — Katılımcı, emeklilik
sözleşmesinde belirtilen esaslar dahilinde, şirket nezdinde açılacak bireysel
emeklilik hesabına katkı yapar. Katılımcı, emeklilik sözleşmesinde yer alacak
şartlar çerçevesinde, katkı payının aynı şirkete ait birden fazla fon arasında
paylaştırılmasına karar verebilir. Katılımcı, bireysel emeklilik hesabındaki
birikimlerinin başka bir emeklilik şirketine aktarılmasını talep edebilir. Bu
halde şirket bildirimden itibaren en geç yedi iş günü içerisinde talebi yerine
getirmekle ve birikimlerle birlikte bu hesaba ilişkin bilgi ve belgeleri
aktarmakla yükümlüdür. Başka bir şirkete aktarım talebinde bulunulabilmesi
için, bu Kanun kapsamında yapılan ilk emeklilik sözleşmesinin yürürlük
tarihinden itibaren en az bir yıl geçmesi gereklidir. Aktarıma, aktarım
talebine ve aktarımda süre kısıtlamalarının istisnalarına ilişkin esas ve
usuller Kurulun(*) uygun görüşü alınarak Müsteşarlık(**) tarafından belirlenir.
Şirket, bu maddede öngörülen
aktarma yükümlülüğünü yedi iş günü içerisinde yerine getirmezse, yedinci iş
gününün sonunda ihtara gerek kalmaksızın kendiliğinden mütemerrit hale gelir.
Bu halde uygulanacak aylık temerrüt faizi, katılımcının dahil olacağı fonun son
aylık getirisinin iki katından aşağı olamaz.
Şirket, katkı paylarını, şirkete
intikalini takip eden en geç ikinci iş gününde yatırıma yönlendirmek
zorundadır. Bu yükümlülüğün süresi içerisinde yerine getirilmemesi halinde,
katılımcının dahil olacağı fonun son aylık getirisinin iki katı tutarında aylık
gecikme cezası uygulanır ve bu tutar katılımcının hesabına ilave edilir.
Emekli olma ve emeklilik
seçenekleri
MADDE 6. — Katılımcı, sisteme
giriş tarihinden itibaren en az on yıl sistemde bulunmak koşulu ile 56 yaşını
tamamladıktan sonra emekli olmaya hak kazanır. Emekliliğe hak kazanan
katılımcı, bireysel emeklilik hesabındaki birikimlerinin bir kısmının veya
tamamının defaten ödenmesini ya da yapacağı yıllık gelir sigortası sözleşmesi
çerçevesinde kendisine maaş bağlanmasını talep edebilir. Şirket, katılımcının
kısmen veya tamamen ödeme talebini, katılımcının emeklilik sözleşmesi gereği
hak sahibi olduğu tarihten itibaren yedi iş günü içerisinde yerine getirmekle
yükümlüdür. Katılımcının bu madde kapsamında birikimlerin ödenmesini talep
etmesi veya başka bir şirket veya hayat sigorta şirketi ile yıllık gelir
sigortası sözleşmesi yapması halinde, hesabındaki birikimler herhangi bir
kesinti yapılmadan yazılı bildirimden itibaren en geç yedi iş günü içerisinde
kendisine ödenir veya ilgili şirkete aktarılır.
Yıllık gelir sigortası, toplu
veya belirli süreler içinde yapılan katkılara göre sigortalının yaşaması
halinde hemen veya belli bir süre sonra başlayan, sigortalıya veya lehdarlarına
ömür boyu veya belirli süreler için yapılan düzenli ödemelerdir. Yıllık gelir
sigortası sözleşmesine göre belirlenen emeklilik maaşı, aylık, üçer aylık, altı
aylık veya yıllık olarak ödenebilir. Yıllık gelir sigortası sözleşmelerinde,
yıllık gelir sigortası genel şartları çerçevesinde ilgili şirketin üstlenmiş
olduğu rizikonun, tazminat yükümlülüğünün türü ve kapsamının, tarafların hak ve
yükümlülüklerinin, ödeme dönemlerinin, sözleşme süresi ve sözleşmeyi sona
erdiren hallerin ve ilgili diğer hususların belirtilmesi zorunludur.
Emeklilik sözleşmesi süresi
içerisinde, katılımcının vefat etmesi halinde lehdarı, sürekli iş göremezlik
durumunun ortaya çıkması halinde ise katılımcı, bireysel emeklilik hesabındaki
birikimlerin kendisine ödenmesini talep edebilir. Katılımcının emekliliğe hak
kazanmadan sistemden ayrılma talebinde bulunması halinde ise, bireysel
emeklilik hesabındaki birikimler emeklilik sözleşmesi hükümleri çerçevesinde
kendisine ödenir.
Şirket, bu maddede öngörülen
aktarma ve ödeme yükümlülüklerini yedi iş günü içerisinde yerine getirmezse,
yedinci iş gününün sonunda ihtara gerek kalmaksızın kendiliğinden mütemerrit
hale gelir. Bu halde uygulanacak aylık temerrüt faizi, katılımcının dahil
olduğu fonun son aylık getirisinin iki katından aşağı olamaz.
Emeklilik sözleşmesi veya yıllık
gelir sigortası sözleşmesi hükümlerine göre, hak sahiplerine ödenmesi gereken
tutar, ödemeyi gerektiren tarihten itibaren on yıl içinde hak sahipleri
tarafından aranmamış ise, onuncu yılı takip eden yılbaşından itibaren altı ay
içerisinde hak sahiplerinin adı, soyadı ve hak kazandıkları para miktarını
gösterir şekilde tanzim edilecek bir cetvel ile Müsteşarlık emrine Türkiye
Cumhuriyet Merkez Bankasına aktarılır. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına
yatırılan bu paralar iki yıl içinde sahipleri tarafından aranmadığı takdirde
Hazineye gelir kaydedilir.
Şirket tarafından ilk kez
uygulamaya konulacak emeklilik sözleşmeleri ve yıllık gelir sigortası
sözleşmeleri ile bunlara ilişkin değişiklikler Müsteşarlığın tasdikine tâbidir.
Bu madde kapsamında hak sahiplerinin bulunması için şirket ve Türkiye
Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından yapılması gereken araştırmalara, söz
konusu tutarın on yıllık süre içerisinde şirketçe ve iki yıllık süre içerisinde
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasınca değerlendirilmesine ilişkin esas ve
usuller Kurulun uygun görüşü alınarak Müsteşarlık tarafından belirlenir.
10 Eylül 2011 Cumartesi
ALTINDAN PARA TUTMAK İÇİN GÜMÜŞTEN EL OLMASI GEREKİR
Çocukluğumdan beri babamın sık sık dillendirdiği(ona da bir
büyüğü tarafından öğretilmiş) tutumluluğa dair güzel bir söz var: “Altından
para tutmak için gümüşten el olması gerekir” Bu söz anonim bir söz değildir
ismini ve ailesini bildiğim akrabam olan, 60’lı yıllarda vefat etmiş, tacir bir
kişiye aittir.Bu sözün tutumluluğa dair derin anlamları vardır şöyle ki: altın;
insanlık tarihi boyunca en değerli maden olmuştur ,kendisine sahip olabilmek
için harcanan emeği tam olarak yansıtan, tedavül aracı olmuş ,tüm insanlığın
aklında “değerli olduğu ” yönünde ortak tasavvur oluşmuş, merkez bankaları
tarafından üretilip piyasada dolaşan paranın dahi tam karşılığı olduğu
varsayılan, üçbin yıl önce değerli olduğu gibi şimdi de değerli olan ve
gelecekte de değerli olacak ,yatırım aracı olarak kullanılırsa temsil ettiği
emek ve değeri enflasyona karşı en iyi koruyabilen bir madendir.Keza gümüş de
hep altınla beraber zikredilen,altın için bahsettiğimiz özellikleri hemen hemen
taşıyan değerli bir madendir.Altın gibi değerli madeni,ihtiyaçlar dışında
mantıksızca,maksatsızca harcamadan biriktirebilmek için gene onun değerini
bilen, değeri ve değerli olanı tam olarak anlayıp kavrayabilen ,onu
biriktirebilen gümüş gibi değerli bir elin olması gerekir,lafın özü
altının(paranın ve tutumluluğun) değerini ancak kendisi de değerli olan
gümüşten eller(burada gümüşten el tutumlu insanı ve tutumluluğu sembolize eder)
bilebilir.
KEFİL OLMADAN ÖNCE HAYIR! DEMEYİ BİLMEK
....diğer önemli bir nokta da,gerektiği zaman
hayır diyebilmektir.insan aldatılmak istenince kesin olarak derhal hayır
diyebilmelidir: “Hayır,bütçem müsait değil,yapamam. ”Bir çok kimseler bu ahlaki
gerçeği kabul edecek cesarete sahip değildirler.Onlar yalnız kişisel
yararlarını düşünmektedirler.Onlar feragat sahibi değildirler.Onlar her şeyi
bir kenara bırakıp günlerini gün etmeye bakan insanlardır.Sonuç perişanlıktır.
“Adam imkanları dışında yaşamıştır.’’Bol bol yedirip içirdiği kimselerin
hiçbirisinden yardım görmeyecek,ona kimse acımayacaktır.
“Hayır” diyemeyen insanlar vardır tabii.Hatta böyle bir insanı hemen herkes tanımaktadır:O,kendisinden başka herkesin dostuydu.Onun en amansız düşmanı kendisiydi.Büyük bir hızla bütün imkanlarını tüketmiş olan bu zavallı adam sonunda arkadaşlarının kendisine kefil olmalarını istemişti,ama kefil olacak kimseyi bulamadı,son meteliğini harcadıktan sonra da zararsız bir insan olarak bu dünyadan göçüp gitti.Herkesin istediğini yapmayı düstur edinmişti kendisine.Kızdığı,gücendiği kimseler var mıydı ?O tarafını bilen yoktu.Ama bilinen bir tek şey vardı,hiçbir şeye hayır demiyordu.Kendisini tanıyanlar çoktu,hayır demeye cesareti olmadığını söylüyordu tanıdıkları.Babası ona küçük bir servet bırakmıştı.Bundan pay almak isteyenler derhal etrafını sarmışlardı.İşte tam “Hayır” demek zamanıydı.Ama mümkün değil,diyemiyordu.Elinden gelmiyordu hayır demek.Hiç kimsenin yalvarmasını reddedemiyordu.Onun içindir ki ,her isteği yerine getiriyordu.Cebinde parası bulunduğu sürece gelen dostlarının ardı arkası kesilmiyordu.
“Şu küçük kağıt parçasını imza eder misiniz?” diyenlerin dostu idi. “O da ne ?” diye tatlı tatlı soruyordu.Çünkü bütün saflığına rağmen tedbirli olmakla öğünüyordu.Red cevabı verdiği görülmüş değildi.Üç ay sonra oldukça dolgun bir senedin vadesi geliyordu.Bu senedi kim ödüyordu biliyor musunuz?Herkesin dostu,“Hayır” diyemeyen adam.
Bir kimsenin ne zaman “Hayır” denebileceğini bilmiş olması çok önemlidir.Çünkü insan ancak o zaman huzur ve sükuna kavuşmuş olur.Bir çok kimseler “Hayır” demedikleri ve diyemedikleri için yok olup gitmişlerdir.Kötülük içimize işlemiştir. “Hayır” demek cesaretini gösteremiyoruz.Dünyanın gidişine uymak için her türlü fedakarlığa katlanıyoruz.Çünkü küçücük kelimeyi söyleyecek kadar cesaretli değiliz.Düelloya çağrılan kimse,toplumla ilişkisi kesilir endişesiyle, “Hayır” demek cesaretini gösterememektedir.Güzel kadın beyinsiz bir zengin evlenme teklif edince “Hayır” demekte tereddüt göstermektedir.Çünkü,onun şiddetle arzu ettiği şey paradır.Dalkavuk da “Hayır” demez,çünkü o,herkese gülümsemek ve söz vermek ister.
Sizi uçuruma sürükleyecek tehlikeyi sezdiğiniz zaman hiç düşünmeden “Hayır” demek cesaretini gösteriniz.İçinizden tasvip göreceksiniz.Önünüzde zevk ve eğlence yolu açılıp da o yolda ilerlemeniz istendiği zaman cesaretle “Hayır” deyiniz.Eğer “Hayır” demez de verilen emre boyun eğerseniz,bütün erdemliğinizi kaybetmiş olursunuz.Nefsinize olan güvene öldürücü bir yumruk indirilmiş olur.İlk defa böyle bir durum karşısında bir çaba harcamaya ihtiyacınız olabilir,ama zamanla bu istek şiddetini artırmış olacaktır.Sizi tembelliğe zevk ve eğlenceye ve kötü alışkanlık edinmeye teşvik edenlere hiç düşünmeden vereceğiniz cevap “Hayır” olmalıdır. Çünkü “Hayır” kelimesinde,eğer zamanında söylenmiş olursa,gerçekten büyük fazilet vardır.
“Hayır” diyemeyen insanlar vardır tabii.Hatta böyle bir insanı hemen herkes tanımaktadır:O,kendisinden başka herkesin dostuydu.Onun en amansız düşmanı kendisiydi.Büyük bir hızla bütün imkanlarını tüketmiş olan bu zavallı adam sonunda arkadaşlarının kendisine kefil olmalarını istemişti,ama kefil olacak kimseyi bulamadı,son meteliğini harcadıktan sonra da zararsız bir insan olarak bu dünyadan göçüp gitti.Herkesin istediğini yapmayı düstur edinmişti kendisine.Kızdığı,gücendiği kimseler var mıydı ?O tarafını bilen yoktu.Ama bilinen bir tek şey vardı,hiçbir şeye hayır demiyordu.Kendisini tanıyanlar çoktu,hayır demeye cesareti olmadığını söylüyordu tanıdıkları.Babası ona küçük bir servet bırakmıştı.Bundan pay almak isteyenler derhal etrafını sarmışlardı.İşte tam “Hayır” demek zamanıydı.Ama mümkün değil,diyemiyordu.Elinden gelmiyordu hayır demek.Hiç kimsenin yalvarmasını reddedemiyordu.Onun içindir ki ,her isteği yerine getiriyordu.Cebinde parası bulunduğu sürece gelen dostlarının ardı arkası kesilmiyordu.
“Şu küçük kağıt parçasını imza eder misiniz?” diyenlerin dostu idi. “O da ne ?” diye tatlı tatlı soruyordu.Çünkü bütün saflığına rağmen tedbirli olmakla öğünüyordu.Red cevabı verdiği görülmüş değildi.Üç ay sonra oldukça dolgun bir senedin vadesi geliyordu.Bu senedi kim ödüyordu biliyor musunuz?Herkesin dostu,“Hayır” diyemeyen adam.
Bir kimsenin ne zaman “Hayır” denebileceğini bilmiş olması çok önemlidir.Çünkü insan ancak o zaman huzur ve sükuna kavuşmuş olur.Bir çok kimseler “Hayır” demedikleri ve diyemedikleri için yok olup gitmişlerdir.Kötülük içimize işlemiştir. “Hayır” demek cesaretini gösteremiyoruz.Dünyanın gidişine uymak için her türlü fedakarlığa katlanıyoruz.Çünkü küçücük kelimeyi söyleyecek kadar cesaretli değiliz.Düelloya çağrılan kimse,toplumla ilişkisi kesilir endişesiyle, “Hayır” demek cesaretini gösterememektedir.Güzel kadın beyinsiz bir zengin evlenme teklif edince “Hayır” demekte tereddüt göstermektedir.Çünkü,onun şiddetle arzu ettiği şey paradır.Dalkavuk da “Hayır” demez,çünkü o,herkese gülümsemek ve söz vermek ister.
Sizi uçuruma sürükleyecek tehlikeyi sezdiğiniz zaman hiç düşünmeden “Hayır” demek cesaretini gösteriniz.İçinizden tasvip göreceksiniz.Önünüzde zevk ve eğlence yolu açılıp da o yolda ilerlemeniz istendiği zaman cesaretle “Hayır” deyiniz.Eğer “Hayır” demez de verilen emre boyun eğerseniz,bütün erdemliğinizi kaybetmiş olursunuz.Nefsinize olan güvene öldürücü bir yumruk indirilmiş olur.İlk defa böyle bir durum karşısında bir çaba harcamaya ihtiyacınız olabilir,ama zamanla bu istek şiddetini artırmış olacaktır.Sizi tembelliğe zevk ve eğlenceye ve kötü alışkanlık edinmeye teşvik edenlere hiç düşünmeden vereceğiniz cevap “Hayır” olmalıdır. Çünkü “Hayır” kelimesinde,eğer zamanında söylenmiş olursa,gerçekten büyük fazilet vardır.
KAYNAK: Samuel Smiles,Tasarruf veya Para Biriktirme Sanatı
(Akbank Kültür Yayınları-1975) adlı kitaptan
9 Eylül 2011 Cuma
Motorsiklet Çevrecidir,Ekonomiktir Ve Özgürlüktür
Motorsiklet kullanmak bizi;
1)Park sorunundan,
2)Yüksek
3)Aşınma nedeni ile(araçlardaki) yüksek ustalık ve bakım masraflarından,
4)Trafik sıkışıklığından,
5)Hava kirliliğinden korur(özellikle dörtzamanlı motorsikletler)
İçimizdeki Kredi ve Kredi Kartı Canavarını Terbiye Edelim
1)Kredi Kartları ya da krediler nedeni ile yarının parasını bugünden harcamayınız,
3)İlla da kredi kartı kullanmak istiyorsanız bunun limitinin aylık kazancınızın yarısı kadar olmasına ve limiti zorlamamaya dikkat ediniz,
4)Kredi kartı kullanmanın,kredi kartı sayısının çok olmasının ve bunların limitinin yüksek olmasının bir ayrıcalık olduğunu düşünmeyiniz,
5)Çok zaruri olmadığı sürece kredi ve kredi kartı sözleşmelerine kefil olmayınız,kefil olmak istediğiniz kişinin mali gücünü ve borcuna sadık olup olmadığını iyi hesaplayınız,
6)Gerektiğinde kefil olmayı reddederek bazı insanların size gücenmelerinden çekinmeyiniz,
7)Reklamlardaki cazip kredi ve kartı kredi veriyoruz laflarına asla inanmayınız,hiç bir bankanın sizden ya da kefil olduğunuz şahıslardan verdikleri paradan faiz,kar payı ,vade farkı gibi namlarla daha yüksek bir para almadan kredi vermeyeceğini unutmayınız,
8)Kredi kartı ile harcadıkça kazanılmadığını aksine kaybedildiğini unutmayınız,kredi kartlarının ve kredilerin doğru zamanda doğru iş için doğru miktar kadar kullanılması durumunda işinizi kolaylaştırdığını unutmayınız,
9)İmza attığınız kredi sözleşme ve eklerinin onaylı birer adet suretini hemen imzadan sonra almayı ve evinizin emin bir yerinde uzunca bir müddet muhafaza etmeyi,yaptığınız tüm ödemeler için banka dekontu ya da makbuz almayı bunların üzerindeki miktarın ne kadar olduğunu ve ne için ödendiğini yazdırmayı ve bu evrakları emin bir yerde muhafaza etmeyi asla unutmayınız.
5 Eylül 2011 Pazartesi
İHTİYACIN YOKSA HARCAMA! TÜKETME! ALMA!
Aslında hobilerimizden ve zevklerimizden vazgeçmeden tutumlu olmak çok kolay çünkü insanları harcama yapmaya sevk eden dürtü-yanlış düşünce ;harcanacak ya da tüketilecek şeyin ihtiyaç olduğu düşüncesidir.Kişiler zamanı,parayı ,hizmeti ya da bir ürünü tüketirken kendisine ciddi olarak şu soruyu sormalıdır.Benim bu zamanı,parayı harcamaya gerçekten ihtiyacım var mıdır?hizmet ve ya ürünü tüketmemi gerektirecek bir sebebim,ihtiyacım var mıdır.Kişiler ve toplum her harcama ya da tüketme eylemi öncesinde bu ve buna benzer soruları sorarsa,sormayı kendisine prensip haline getirirse görecek ki tüketip harcadığı değerlerin çoğu ihtiyacı olmadığı halde mantıksızca yapılan harcamalardır.Tutumlu bir insan ve toplum için birinci adım “İHTİYACIMIZ OLMAYAN ŞEYLERİ ALMAMAKTIR”, gerisi kendiliğinden gelir.
2 Eylül 2011 Cuma
KREDİ MÜZAKERE UZMANLARINA İHTİYAÇ VAR
Tüketicilere imzalatılan matbu banka sözleşmelerinin hukuken ve vicdanen tüketici aleyhine hükümler taşıdığı hatta nerede ise tamamının banka lehine tüketici aleyhine olduğu kesindir.Prof.Dr.Hayri Domaniç’in bu konuda hazırladığı Tüm Banka Kredi Sözleşmeleri ve tüm faktoring Sözleşmeleri Geçersizdir isimli kitabında bu konu ile ilgili net doyurucu bilgiler vardır.Tüketiciler bir ihtiyaçtan ötürü bankaya müracaat ettiğinden sözleşme şartlarını müzakere etmeye kalkışmaları halinde bankanın kredi vermekten cayması kuvvetle muhtemel olduğundan “mecburen” tamamen aleyhine şartlar taşıyan sözleşmeyi imzalamak zorunda kalmaktadır.Dolayısı ile tüketici ; zaten sayfalarca uzunlukta ve ağır hukuki ibarelerle yazılan ve anlaşılamayan sözleşmeyi okumadığı gibi okusa bile hiçbir şey anlayamamaktadır.4077 sayılı Kanun m.6 ve Tüketici Sözleşmelerindeki Haksız Şartların İptaline dair yönetmelikte yukarıda bahsedilen özellikleri taşıyan sözleşmelerin kısmen ya da tamamen iptal edilmesi gerektiği halde mahkemeler bu konuda gereken keskinliği gösterememekte sonuç olarak genellikle kazanan Banka olmaktadır.Şahsi kanaatim tüketicilerin kendileri için hangi bankadaki hangi sözleşmenin karlı olduğunu bilemeyeceklerinden ya da sözleşmenin müzakere edilmesi sırasında hangi hükümlerin leyhe hangilerinin aleyhe olduğunu seçemeyeceklerinden bu konuda yasal alt yapının hazırlanarak tüketicilere belli bir ücret karşılığı yardımcı olacak,sözleşmelerin müzakeresine bizzat katılacak emlakçılık,avukatlık,brokerlik benzeri serbest meslek erbabı Kredi müzakere uzmanlarının yetiştirilmesi ve bu konuda uzman bir meslek dalının-sınıfının oluşturulması gerekmektedir.
Bknz:4077sayılı Tüketiciyi Koruma Kanunu:
SÖZLEŞMEDEKİ HAKSIZ ŞARTLAR
Madde 6 - (Değişik madde: 06/03/2003 - 4822 S.K./7. md.)
Satıcı veya sağlayıcının tüketiciyle müzakere etmeden, tek taraflı olarak sözleşmeye koyduğu, tarafların sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerinde iyi niyet kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olan sözleşme koşulları haksız şarttır.
Taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu her türlü sözleşmede yer alan haksız şartlar tüketici için bağlayıcı değildir.
Eğer bir sözleşme şartı önceden hazırlanmışsa ve özellikle standart sözleşmede yer alması nedeniyle tüketici içeriğine etki edememişse, o sözleşme şartının tüketiciyle müzakere edilmediği kabul edilir.
Sözleşmenin bütün olarak değerlendirilmesinden, standart sözleşme olduğu sonucuna varılırsa, bu sözleşmedeki bir şartın belirli unsurlarının veya münferit bir hükmünün müzakere edilmiş olması, sözleşmenin kalan kısmına bu maddenin uygulanmasını engellemez.
Bir satıcı veya sağlayıcı, bir standart şartın münferiden tartışıldığını ileri sürüyorsa, bunu ispat yükü ona aittir.
6/A, 6/B, 6/C, 7, 9, 9/A, 10, 10/A ve 11/A maddelerinde yazılı olarak düzenlenmesi öngörülen tüketici sözleşmeleri en az oniki punto ve koyu siyah harflerle düzenlenir ve sözleşmede bulunması gereken şartlardan bir veya birkaçının bulunmaması durumunda eksiklik sözleşmenin geçerliliğini etkilemez. Bu eksiklik satıcı veya sağlayıcı tarafından derhal giderilir.
Bakanlık standart sözleşmelerde yer alan haksız şartların tespit edilmesine ve bunların sözleşme metninden çıkartılmasının sağlanmasına ilişkin usul ve esasları belirler.
31 Ağustos 2011 Çarşamba
BANKAYA ASLA SORU SORMA VE SÖZLEŞME SURETİNİ İSTEME
Bankaların müşterilerine imzalattıkları sözleşmelerin bir suretini müşteriye vermedikleri, müşterinin ısrarlı taleplerine rağmen vermemek için kırk dereden su getirdikleri malumunuzdur.Bankaların sözleşme suretini vermemek için çokça başvurdukları metod şudur:sözleşmeyi avukatımıza verdik oradan alabilirsiniz beyanında bulunurlar ve avukata gönderirler,müşteriler kan ter içerisinde bankanın avukatına müracaat eder bankanın avukatı sözleşmenin suretini isteyen müşteriye hayır bizde değil banka şubesinde şeklinde beyanda bulunur ve müşterinin banka ve avukat arasında gidip gelirken psikolojik olarak çökmesi,pasifize olması ümit edilir.Bankaların sözleşme suretlerini vermek istememesinin tek sebebi müşteri ya da müşterinin avukatı tarafından incelendiğinde sözleşmenin açıklarının tesbit edileceği korkusudur bankaların bu saygısızlığı ve ketumluğu sadece sözleşme suretinin verilmesi talebi ile ilgili değildir müşterilerden gelen bir çok talebi oyalamak sureti ile geçiştirirler bundan maksatları da müşterinin uyanmasının önlenmesi düşüncesidir. Oysa bakınız bu konularda ne diyor:
5411sayılı BANKACILIK KANUNU m.76 - Bankalar, müşterilerinin, verilen hizmetlerden kaynaklanan her türlü sorularına cevap verecek bir sistem kurmakla ve bu hizmetle ilgili bilgiyi müşterilerine bildirmekle yükümlüdür. Bankalar, kredi sözleşmelerinin onaylı bir örneğini müşterilerine vermek zorundadır. Talepleri hâlinde müşteri ile yapılan diğer işlemlere ilişkin her türlü belgenin bir örneği de müşterilere verilir.
Bu Kanunun 4 üncü maddesinde yer alan faaliyet konularına ilişkin olarak, bankalar ile bireysel müşterileri arasında akdedilecek sözleşmelerin şekil ve içeriğinde yer alması gereken asgarî hususlar ile tip sözleşmelerin uygulanacağı işlemler Kurulun uygun görüşü alınarak kuruluş birlikleri tarafından belirlenir. 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümleri saklıdır.
Bankaların, kimliklerini ve vergi numaralarını belgelemeyen müşterileri adına mevduat, katılım fonu, kredi ve her ne ad altında olursa olsun hesap açmaları, sözleşme düzenlemeleri, havale ve kambiyo hizmetleri ile diğer bankacılık ve malî hizmetleri vermeleri yasaktır. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar Kurumun görüşü alınarak Malîye Bakanlığınca düzenlenir. Bu fıkra hükmüne ve Malîye Bakanlığınca yapılan düzenlemelere uymayanlar hakkında 2.4.1998 tarihli ve 4358 sayılı Kanunun 5 inci maddesi hükmünün uygulanması bu Kanunun kovuşturma usûlü hükümlerine tâbi değildir.
30 Ağustos 2011 Salı
Bankaların Dosya Masrafı Vurgunu
Bankaların; tüketici ile yaptıkları sözleşmede özel hüküm ya da alınabileceği yönünde yorumla ulaşılabilecek genel bir hüküm olmadığı halde DOSYA MASRAFI namı ile tüketicilerden yüksek miktarlı paralar aldıkları sık sık gündeme gelmektedir.Dosya masrafı konusundaki genel uygulama şu yöndedir, eğer imzaladığınız kredi sözleşmesinin maddeleri arasında dosya masrafının tüketici tarafından ödeneceğine dair bir hüküm yok ise kural olarak ;dosya masrafı adı ile bankaya hava parası! vermeyiniz ayrıca eski tarihli sözleşmelerde dosya masrafını tüketici öder şeklinde ya da bu anlama gelen şart olmadığı halde ilgili bankaya para ödemek zorunda kalmışsanız bunu İl ve ya İlçe Tüketiciyi Koruma Hakem Heyetlerine şikayetçi olarak geriye isteyebilirsiniz gene bu konuda önce Türkiye Bankalar Birliği Müşteri Şikayetleri Hakem Heyeti Başkanlığına (http://www.tbb.org.tr/tr/Tuketiciler/Hakem_Heyeti.aspx) şikayetçi olup netice alamazsanız (bu müracaatın neticesi gizli tutularak gene) Tüketiciyi koruma hakem heyetlerine müracaat edebilirsiniz..
29 Ağustos 2011 Pazartesi
Banka Sözleşmelerinde İmzanız Var İse Başınız Belada Olabilir
Çeşitli kredi müracaatlarınız nedeni ile bankalarda imzaladığınız Genel Kredi Sözleşmelerinin ve Kefalet Sözleşmelerinin bu sözleşmenin imzalanmasına vesile olan kredi işiniz ya da kefilliğiniz bittikten ya da bittiğini sandığınız tarihten yıllar sonra bile başınıza bela açabileceğini biliyor muydunuz?
1)İmzalanan sözleşmede imza sırasında limit yazılmamışsa boş olan kredi limiti kısmının bankalar tarafından tüketici/müşteri aleyhine çok yüksek miktarlı olarak doldurularak(suyunun suyunun suyu cinsinden bankacılık irtibatları ile ) müşteri aleyhine kullanılabilmektedir.Bundan ötürü sözleşmedeki limit kısmının hemen imza sırasında ve kullanacağınız kredi tutarı kadar doldurulmasını sağlayınız,imzaladığınız sözleşmenin bir suretini kesinlikle alınız.Ör: yirmibinTL’lik kredi kullanacaksanız sözleşmenin limit kısmını yirmibinTL olarak hemen orada doldurulmasını isteyiniz ve borcunuz bittiğinde borcun tamamının bittiğini gösterir İBRANAME alınız,rehin ya da ipotek varsa hemen kaldırılmasını sağlayınız ve ödemesi biten kredi sözleşmesinin Banka tarafından bir daha başka işlemlerde kullanılamayacağını içerir bir ihtarnameyi Noter vasıtası ile derhal bankaya ihbar/ihtar ediniz.
2)Eğer birisine kefil olmuşsanız kefalet sözleşmesindeki limit kısmının kefil olunan miktarı gösterecek şekilde doldurulmasını isteyiniz,Limit kısmı doldurulmazsa ya da kefil olduğunuz miktardan fazla bir miktar için doldurulmuşsa sözleşmeyi imzalamayınız, imzaladığınız sözleşmenin bir suretini kesinlikle alınız.Sözleşmeyi imzaladıktan sonra asıl borçlunun borcu sözleşmeye uygun olarak ödeyip ödediğini ,ödeme sonunda borcun tamamının bitip bittiğini sık sık takip ediniz bankadan sorunuz,bir kere imzalayıp unuttuğunuz kefalet sözleşmeleri size baş belası olarak geri dönebilir ayrıca imzaladığınız kefalet sözleşmesi (suyunun suyunun suyu cinsinden bankacılık irtibatları ile ) kefil aleyhine kullanılabilmektedir bundan ötürü kefil olduğunuz borç tamamen biter bitmez ya da önceden borç bitiminde kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğunu,başkaca bankacılık işlemlerinde kullanılamayacağını,buna izin vermeyeceğinizi içerir bir ihbarı-ihtarı noter vasıtası ile bankaya tebliğ ediniz.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


.jpg)
















