4 Eylül 2011 Pazar

YILANLAR ÖNYARGILAR KADAR TEHLİKELİ DEĞİLDİR



Yakalamak hususunda özel bir uğraşım olmamakla birlikte rastlarsam hiç değilse senede bir kere yılan yakalayıp onun tatlı soğukluğunu dudaklarımda hissetmek benim için tarifsiz bir duygudur.Geçen yaz ektiğim sebzeleri kontrol ederken çilli bir UZUN GELİN kurumuş otların arasından yavaş yavaş akıyordu.Bir iki dakika uğraştan sonra “uzun gelin ”(*) elimdeydi boynunun arkasından yani saldıramayacak seviyeden, ona zarar vermeden elimde tutuyordum uygun açı ile başının üstünden öpüp tatlı soğukluğunu dudaklarımda hissettikten sonra onu tekrar aldığım yere bıraktım sanki hiçbir şey olmamış gibi yoluna devam edip otların içinde gözden kayboldu.Eğer insanlığın yaratıldığı günden beri insanların zihninde yılanların tehlikeli olduğu yönünde nesilden nesile aktarılan bir tasavvur-önyargı oluşmamış olsaydı yılanlar da tıpkı köpek,kedi gibi evcilleştirilebilir ve insanlarla kardeşçe yaşayabilirlerdi.Bütün problem insanlığın beyninde ilk tarihten beri sun’i olarak oluşturulmuş-olgunlaştırılmış “yılanın tehlikeli olduğu ” tasavvuru-önyargısıdır.Oysa köpekler insanlar için en az yılanlar kadar hatta yılandan daha öldürücü ve tehlikelidir ancak bin yıllar içerisinde insanların beyninde yılanların tehlikeli olduğu fikri kadar köpeklerin de tehlikeli olduğu fikri yerleşmediğinden daha doğrusu “köpek tehlikelidir ama bu kontrollü bir tehlikeliliktir” fikri yerleşmiş olduğundan köpekler insanlarla bir arada yaşayabilmektedir ayrıca yılanlar konusunda insanların önyargılı davranmalarının bir başka sebebi de insanın onları tanımaması-bilmemesi ya da bilmek istememesidir.İnsandaki bu düşünce halk arasında “insan bilmediğinin düşmanıdır” sözü ile ifade edilir.Tarih boyunca insanlar arasındaki husumetlerin çoğu peşin tasavvurlar ve karşılıklı tanımamak-bilmemekten doğmuştur.

(*)Halk arasında yılanı korkutuculuktan çıkartmak amacı ile türetilmiş bir “şirinleştirme” kelimesidir.

3 Eylül 2011 Cumartesi

İLGİNÇ BİR KURU TARIM METODU


 
 
Kuru tarım/dry farming metodu uzunca bir zamandır benim ilgimi çekmektedir.Bu metodla teoride ve pratikte uğraşmak bana büyük bir haz ve dinginlik vermektedir.Sistemin mantığı kısaca; ya hiç su kullanmadan(yani yağmur sularından ve gece saatlerinde oluşan nemden faydalanarak) ya da en az suyu kullanarak ,en kötü ve verimsiz arazilerden en iyi verimi almaya çalışmaktır.Bu metodu kendi çapımda uygulamak adına geçmiş birkaç yıl içerisinde iki üç ayrı deneme yaptım denemelerinde tam başarılı olduğum söylenemezse de başarısız da olmadım kendimce.Bunlardan bir tanesi 10 Lt suyu serum hortumu kullanarak en uzun süre bitkilere vermeye çalışmaktı damlama sayısını en aza indirerek kızgın Akdeniz güneşi altında su verdiğim bitkilerin hiç susuzluk çekmeden hatırı sayılır bir süre yeşil kalmasını başardım.Ziraatte en az suyla ürün alınabileceğini kendi çapımda tebrübe ettim.Kuru tarım metodu ile ilgili yaptığım araştırmalarda kuru tarım metodunun öncüsü olabilecek yaklaşık 2000yıl ya da daha eski bir metodun varlığını keşfettim.Bu eski metodun temel materyali dışı sırlanmamış yani suyu süzme özelliğine azami derecede sahip bir testi/çömlektir.çömleği sadece giriş kısmı görülebilecek seviyeye kadar toprağa gömdükten sonra ekmek istediğimiz bitkiyi “bitki ile çömlek arasında alışverişin olabileceği bir mesafeye” ekiyoruz ve çömleği ağzına kadar suyla dolduruyoruz,çömlek; içindeki suyu dışarıya doğru süzdükçe etrafındaki bitkiler de büyümeye devam ediyor…………..

LADA NİVA'YA ÖVGÜ




Bugünlerde bir çok araç; jip(*) fonksiyonelliğine sahip olmadığı halde sırf dört lastikten tahriklilik özelliği nedeni ile insanlara jipmiş gibi tanıtılıp satılmaktadır.Piyasaya sunulan jiplerin! SUV özelliği yani hem arazide hem şehirde ku...llanılabilme özelliği vardır ancak bu araçların yapıları nazikliği ve yedek parçalarının çok pahalı olması nedeni ile normal şartlarda arazi şartlarında kullanılması mümkün değildir ancak zorlu arazi şartlarında sadece reklamlarda! kullanılır.İki yıl kadar kullanma imkanını bulduğum Sovyetler Birliği tarafından Kızıl Ordu için askeri araç olarak üretilen LADA NİVA nam-ı diğer 2121; yukarıda bahsettiğimiz olumsuzluklardan uzak bir araçtır.Çünkü;Ülkemiz şartlarında en ucuz yedek parçaya sahip araçlardan sayılır,üzerinde –yeni modeller hariç- hiçbir dijital-elektronik aksam yoktur nerede ise her şeyi manueldir,bundan ötürü arazi şartlarında araza yapma ihtimali çok düşüktür,daimi dörtçeker,isteğe bağlı normal dört çeker ve en zor arazi şartlarında kullanılmak üzere eklenmiş acil durum dörtçeker özelliğine sahiptir.Lastik ve gövde yüksekliği bir jipte olması gerektiği kadardır.Aküsüz olarak çalıştırma kolu ile çalıştırma imkanı vardır.FİAT teknolojisi ile üretildiğinden TOFAŞ otomobillerin bir çok parçası tam olarak uymaktadır,Bu arada LADA NİVA aslında bizdeki eski Murat 124lerin çok yakın akrabasıdır! Enjeksiyonlu olanlar hariç motorları; bizdeki kuş serisi araçların motorlarının Rus versiyonudur.Tek kapılı ve arka camların sürekli kapalı olması en kötü tarafıdır.Hatta tek kapılı olması ile ilgili bir forumda “aslında bizim ordunun da askeri araç olarak Niva kullanması çok iyi olurdu ” diyen Nivaseverlerden birisine diğer bir nivaseverin verdiği şu cevap çok güzeldir ”olmaz !çünkü askerler Niva’nın kapısından dışarıya çıkıncaya dek savaş biter” Rusyanın çetin kış şartlarına göre üretilmiş kalorifer sistemi soğuk kış günlerinde sizi terletecek kadar sıcaklık üretmektedirbu özelliği harikuladedir.Niva’nın en sevdiğim özelliği ise asfalt yolda “ görüntüsünden beklenmeyen hızı yapabilmesi ve her vites değiştirdiğimde devir ve kilometre göstergelerinin pusula gibi” sallamasıdır.Niva’da konfor yoktur ama sahibini asla yolda bırakmama özelliği vardır.





(pBX20bk2auGOT6sEXIYDLxURe0c)




ALTININ BEŞ YASASI



1-Altın; kendi ve ailesinin geleceği için servet yapmak üzere gelirinin onda birini bir kenara ayıran herkese seve seve ve artarak gelir.

2)Altın; kendisine karlı bir iş bulan akıllı sahibi için dirençle ve istekle çalışır; otlaklardaki sürüler gibi hızla çoğalır.

3)Altın; nasıl yatırım yapılacağını bilen akıllı adamların sözlerine kulak vererek yatırım yapan dikkatli sahibinin koruyuculuğuna tutunur kalır.

4)Altın; bilmediği,görmediği işlere ya da amaçlara yatırım yapan ya da bilenlerin öğüdünü almayan kimselerden kaçar.

5)Altın; kendisini olanaksız kazançlar için zorlayan ya da üçkağıtçıların dolandırıcıların çekici önerilerine kapılan ya da kendi deneyimsizliğine ya da romantik yatırım düşlerine emanet eden adamlardan uzak durur………….

Kaynak: Babil’in Kervan Taciri

S.66’dan alıntı.



2 Eylül 2011 Cuma

KREDİ MÜZAKERE UZMANLARINA İHTİYAÇ VAR



Tüketicilere imzalatılan matbu banka sözleşmelerinin hukuken ve vicdanen tüketici aleyhine hükümler taşıdığı hatta nerede ise tamamının banka lehine tüketici aleyhine olduğu kesindir.Prof.Dr.Hayri Domaniç’in bu konuda hazırladığı Tüm Banka Kredi Sözleşmeleri ve tüm faktoring Sözleşmeleri Geçersizdir isimli kitabında bu konu ile ilgili net doyurucu bilgiler vardır.Tüketiciler bir ihtiyaçtan ötürü bankaya müracaat ettiğinden sözleşme şartlarını müzakere etmeye kalkışmaları halinde bankanın kredi vermekten cayması kuvvetle muhtemel olduğundan “mecburen” tamamen aleyhine şartlar taşıyan sözleşmeyi imzalamak zorunda kalmaktadır.Dolayısı ile tüketici ; zaten sayfalarca uzunlukta ve ağır hukuki ibarelerle yazılan ve anlaşılamayan sözleşmeyi okumadığı gibi okusa bile hiçbir şey anlayamamaktadır.4077 sayılı Kanun m.6 ve Tüketici Sözleşmelerindeki Haksız Şartların İptaline dair yönetmelikte yukarıda bahsedilen özellikleri taşıyan sözleşmelerin kısmen ya da tamamen iptal edilmesi gerektiği halde mahkemeler bu konuda gereken keskinliği gösterememekte sonuç olarak genellikle kazanan Banka olmaktadır.Şahsi kanaatim tüketicilerin kendileri için hangi bankadaki hangi sözleşmenin karlı olduğunu bilemeyeceklerinden ya da sözleşmenin müzakere edilmesi sırasında hangi hükümlerin leyhe hangilerinin aleyhe olduğunu seçemeyeceklerinden bu konuda yasal alt yapının hazırlanarak tüketicilere belli bir ücret karşılığı yardımcı olacak,sözleşmelerin müzakeresine bizzat katılacak emlakçılık,avukatlık,brokerlik benzeri serbest meslek erbabı Kredi müzakere uzmanlarının yetiştirilmesi ve bu konuda uzman bir meslek dalının-sınıfının oluşturulması gerekmektedir.


Bknz:4077sayılı Tüketiciyi Koruma Kanunu:

SÖZLEŞMEDEKİ HAKSIZ ŞARTLAR



Madde 6 - (Değişik madde: 06/03/2003 - 4822 S.K./7. md.)



Satıcı veya sağlayıcının tüketiciyle müzakere etmeden, tek taraflı olarak sözleşmeye koyduğu, tarafların sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerinde iyi niyet kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olan sözleşme koşulları haksız şarttır.



Taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu her türlü sözleşmede yer alan haksız şartlar tüketici için bağlayıcı değildir.



Eğer bir sözleşme şartı önceden hazırlanmışsa ve özellikle standart sözleşmede yer alması nedeniyle tüketici içeriğine etki edememişse, o sözleşme şartının tüketiciyle müzakere edilmediği kabul edilir.



Sözleşmenin bütün olarak değerlendirilmesinden, standart sözleşme olduğu sonucuna varılırsa, bu sözleşmedeki bir şartın belirli unsurlarının veya münferit bir hükmünün müzakere edilmiş olması, sözleşmenin kalan kısmına bu maddenin uygulanmasını engellemez.



Bir satıcı veya sağlayıcı, bir standart şartın münferiden tartışıldığını ileri sürüyorsa, bunu ispat yükü ona aittir.



6/A, 6/B, 6/C, 7, 9, 9/A, 10, 10/A ve 11/A maddelerinde yazılı olarak düzenlenmesi öngörülen tüketici sözleşmeleri en az oniki punto ve koyu siyah harflerle düzenlenir ve sözleşmede bulunması gereken şartlardan bir veya birkaçının bulunmaması durumunda eksiklik sözleşmenin geçerliliğini etkilemez. Bu eksiklik satıcı veya sağlayıcı tarafından derhal giderilir.



Bakanlık standart sözleşmelerde yer alan haksız şartların tespit edilmesine ve bunların sözleşme metninden çıkartılmasının sağlanmasına ilişkin usul ve esasları belirler.



1 Eylül 2011 Perşembe

BILDIRCIN BESLEMEK


Uygun mekana sahip aileler için günlük yumurta (ve bazen beyaz et )  ihtiyacını karşılamak ve aynı zamanda hobi  amacı ile dört ya da beş katlı kafeslerde (küçük çaplı)  bırdırcın beslenmesi  iyi sonuçlar verebilmektedir.Bıldırcınların kısa sürede kesimlik olabilmesi ve yumurtaya başlaması, tavuğa göre az yem tüketmesi,kafesin fazla yer işgal etmemesi  gibi sebepler bıldırcın beslemenin diğer avantajlarıdır.

HÜNNAP AĞACI


Fazla bakım gerektirmeden taze meyve üretip bahçenizi süsleyen hünnap ağacı  bahçelerinizi yer almaya adaydır.Tohumundan çoğaltma imkanı çok zor olan hünnap ağacı ana ağacın yakın civarındaki köklerden çıkan yeni fidelerle kolayca çoğalabilmektedir ayrıca şahsi tecrübelerime göre ana ağaç kesilip söküldüğünde toprak altında kalan kök uzantılarından kendiliğinden alabildiğine fide türemektedir.Hünnap ağacı yediveren tarzı meyve verdiğinden tahminen eylül ortalarına kadar yeniden meyve vermeye devam etmektedir.Bazı hünnap ağaçlarında meyve olgunlaşmağa yaklaştığında kurtlanma görülmekte bunun önlenebilmesi için meyveler misket büyüklüğünde iken ilaçlama yapılması gerekmektedir.