Değerli Ziyaretçiler! Blogumuzun daha zengin bir içeriğe sahip olabilmesi için sizler de yazı ekleyebilir,tutumluluk ve tüketici tecrübelerinizi,daha mutlu ve rahat bir hayat için gerekli bilgi ve birikimlerinizi blogumuzda paylaşabilirsiniz,bu konuda iletişim kısmında bulunan e-mail adresinden bize yazabilirsiniz,gene blogumuza şahsi sayfalarınızda link vererek destek olabilirsiniz..................
31 Mart 2012 Cumartesi
28 Mart 2012 Çarşamba
İKİNCİ KARGO ÜCRETİNE DİKKAT!
Son zamanlarda bazı alışveriş
sitelerinde satın alınmak istenen malın
toplam maliyet dökümü içerisinde kargo ücreti
de hesaplandığı yani alınan
bedelin içerisinde kargo bedeli de olduğu açıkça beyan edildiği halde tüketicinin aldığı mal; satıcı tarafından kargo
ücreti adreste ödemeli olarak tüketiciye
gönderilmektedir böylece bazı satıcılar ‘’oldubitti ile’’ tüketiciye ikinci bir kargo ücreti ödeterek zaten
önceden ödenen kargo ücretini sessiz sedasız alıp haksız bir kazanç elde
etmektedir.Tüketici durumu satıcıya bildirdiğinde ‘’aa bir yanlışlık
olmuş,sizden alınan kargo bedelini hemen iade edeceğiz’’ sözü verilmekte ama genellikle iade sözünü
yerine getirilmemektedir.Tüketici ;satıcıyı bu konuda tekrar aradığında ‘’peşine
düştüğün para topu topu yedi lira’’ gibisinden bahanelerle ve hakaretli
sözlerle tüketici yıldırılıp tüketicinin bu bedeli istemesi ve alması engellenmektedir.Bu
tip bir durumda satıcıya parayı iade etmesi için süre verilmesi,süresinde iade
olmazsa satıcının bedeli almaması için satış sitesi nezdinde ödemeye onay
verilmemesi,satıcı hakkındaki yorumlara bu durumun açıkça ama hakaret etmeden
yazılması ve satıcı hakkında olumsuz not bildirilmesi,fazladan alınan paranın
iadesi için yetkili tüketiciyi koruma hakem heyetine müracaat edilmesi
gerekmektedir....
5 Mart 2012 Pazartesi
İSTİRİDYE MANTARI YETİŞTİRİCİLİĞİ HAKKINDA
Son iki ay içerisinde evimin bir
köşesinde hobi amaçlı olarak İstiridye mantarı yetiştirme girişiminde bulundum.Yetiştirme
için gerekli mantar tohumunu yani miseli internetten tespit ettiğim bir mantar
firmasından temin ettim,önce bir hızar atölyesinden aldığım kavak ağacı tozunu orta büyüklükte bir
kazanda kaynattığım suda 10 dk. bekleterek strilize ettim ve soğuduktan sonra youtube’de
gördüğüm gibi naylon poşetlere doldurup miseli ektim ve önceden hazırladığım
raflı mini seraya yerleştirdim ısıyı ayarlayamamakla birlikte züccaciyede
satılan plastik hazneli püskürteçle iki güne bir steril su püskürterek %85 ila %95 arası nemliliği kolayca sağladım onlarda
herhangi bir ilerleme belirtisi yokken bu defa da artan miseli yukarıda
anlattığım şekilde sterilize ettiğim buğday samanına ektim ve aynı seranın boş
kalan yerlerine koydum sonuç olarak sterilize buğday samanına ekilen misel kavak tozuna ekilenden çok daha kısa bir
sürede gelişip mantar verdi ve hasat
ettiğim istiridye mantarları marketlerde satılan şapkalı mantardan çok daha
lezzetliydi,uygun ortamda istiridye mantarı yetiştirmenin çok fazla emek ve masraf gerektirmeyen zevkli
ve aile mutfağı için lezzetli bir uğraş
olduğu kanaatindeyim
Etiketler:
İyi Konular,
Raporlama,
Tarım-Bahçe-Ağaçlar,
www.tarimsalforum.com
28 Ocak 2012 Cumartesi
KEKEMELİĞİN GELİŞİMSEL SEYRİ
KEKEMELİĞİN GELİŞİMSEL SEYRİ: “ Kader Değildir; her yaşta
çözümü vardır.”
1- Bütün çocuklar 3 yaşlarında her 1.000 sözcüğün 45
tanesini takılarak ve tekrarlayarak söylerler ( Johnson, W). Çocuğun,
anadilinin dilbilgisi kurallarını yeterince öğrenemeyişi, kelime dağarcığının
yeterince gelişmemiş olması gibi sebepler bu takılma ve tekrarlamaların ana
sebebidir. 3 yaşındaki bir çocuk için bu takılma ve tekrarlar doğaldır.
2- Çocuğun konuşmasındaki doğal takılma ve tekrarlamaların
ebeveynleri tarafından fark edilmesi,
3- Çocuğun konuşmasındaki doğal akıcısızlıkların ebeveynler
tarafından eğlenceli bulunması,
4- Çocuğun konuşmasındaki doğal akıcısızlıkları ebeveynlerin
merak ederek ilgilenmeleri,
5- Ebeveynler çocuklarının konuşmalarındaki doğal
akıcısızlıkların kekemeliğe dönüşeceği düşünürler. Bundan dolayı ilerleyen
yaşlarda çocuklarının yaşayabileceği en kötü senaryoları yazmaları ve
sonrasında bu durumlara karşı geliştirmiş oldukları kaygı,
6- Ebeveynler çocuklarında gözlemledikleri konuşma
hatalarını 3 yaşından önce konuşmayı öğreniyor öngörüsüyle genelde normal kabul
ederler.
7- Çocuklar ortalama 3 yaş civarında yetişkin dil yapısına
benzer bir dil yapısı kullanmaya başlarlar. Bakkal amca, eve gelen misafir,
yolda ilk kez karşılaşılan bir teyze ile konuşmayı denerler. Bu durumları
gözlemleyen ebeveynler bu güne kadar çocukları için konuşmayı öğreniyor
yakıştırmasını yaparlarken bu günden sonra çocuklarının konuşmayı öğrendiğini
düşünürler.
8- Ebeveynler çocuklarının konuşmasındaki en küçük hataya
bile dikkat ederler. Eğer çocuklarının konuşmalarındaki hatalar takılma ve
tekrarlama türünden hatalarsa hiç beklemeden bu durum için zihinlerindeki tek
kelimeyi kullanırlar: Ke-ke-me-lik,
9- Bugüne kadar çocuklar takılıp tekrarlasalar bile bunlar
zorlanmasızdır. Çocuklarda takılma ve tekrarlamalardan bir kaçış yoktur.
10- Çocuklarının konuşmasındaki takılmalar için bir kez
kekemelik terimini kullanan ebeveynler nasıl ki konuşma sorunları konusunda
herhangi bir eğitim almadan çocuklarının konuşmasında gözlemledikleri takılma
ve tekrarlar için kekemelik tanısını koydularsa çok geçmeden çocuklarına sakin
konuş, yavaş konuş gibi eleştirilerde bulunarak çocuklarının dikkatini kendi
konuşmalarına çekerler.
11- Bugüne kadar konuşmalarındaki takılmaları ve tekrarlamaları
önemsemeyen çocuklar kendi konuşmaları konusunda yöneltilen eleştirilerin
sıklığının da artmasıyla bir şeylerin ters gittiğini düşünürler ve hastalıklı
psikolojisine bürünürler.
12- Çocuklar bu andan sonra konuşmalarındaki hataları
gizlemek ve eleştirilere daha az maruz kalmak için daha az konuşmayı tercih
ederler. Çocuğun çevresindeki insanlar bu suskunluğuna bir anlam veremezler ve
çocukta içe kapanma, çekingenlik, özgüven eksikliği gibi psikolojik sorunların
olduğunu düşünürler.
13- Bu durumla birlikte bugüne kadar 1 cil dönem kekemeliği
yaşayan çocuk 2 cil dönem kekemeliğine geçmiş olur.
14- Çocukların eleştirilere maruz kaldıkları süre arttıkça
kekemelik problemi de çocuk bünyesinde iyice yerleşmeye başlar.
15- İlk başlarda sadece cümlenin en başında tek heceli
kelimelerde görülen tekrarlamalar zamanla takılmalara dönüşür ve hece başı
sözcük başı düzeyde devam eder.
16- Tekrarlamaların ve takılmaların sıklığı artar ve çocuğun
konuşmasında oluşan akıcısızlık ebeveynlerle birlikte paralel olarak başka
insanların da dikkatini çeker.
17- Başka insanların da çocuğun konuşmasında oluşan
akıcısızlıklara dikkatlerini yöneltip çocuğa uyarılarda bulunmaları çocuğun
yaşadığı engellenme duygusunun sıklığını artıracaktır.
18- Yaşanan her engellenme duygusu takılma ve tekrarların
çocuğun konuşmasına birazcık daha yayılması ve yerleşmesi anlamına gelecektir.
19- Takılma ve tekrarların çocuğun konuşmasındaki sayısının
artışı demek ebeveynlerin birazcık daha üzülmelerine ve paniklemelerine yol
açacaktır.
20- Bu panik durumda ne yapacağını bilemeyen ebeveynler
çocuğu hocaya okutma, çocuğa kanarya suyu içirme, psikologa gitme gibi nafile
çalışmalar yapacaklardır.
21- Ebeveynlerindeki bu panik durumunu gören çocuk
kendindeki problemin tahmin ettiğinden daha büyük olduğunu düşünecek ve nasıl
söyleyeceğine ne söyleyeceğinden daha da fazla dikkat etmeye başlayacaktır. Bu
durum çocuğun daha çok takılmasına ve tekrarlamasına ve daha az akıcılıkla
konuşmasına sebep olacaktır.
22- Yani; atlıkarınca misali ebeveynlerin kaygısı arttıkça
çocuk daha fazla takılacak; çocuk daha fazla takıldıkça da ebeveynlerin kaygısı
artacaktır.
23- Bazen çocuğun konuşmasındaki takılmalar azalacak bazen
de bir süreliğine geçecektir. Ebeveynler bu duruma sevineceklerdir. Bilmezler
ki bu durum çocuklarında oluşan kekemeliğin sinsice ilerleyişidir.
24- Çocuğun okula başlaması ve arkasından okumayı
öğrenmesiyle birlikte önceleri sadece konuşmada olan takılmalar okumaya da
bulaşacaktır.
25- Her 100 çocuktan 5 tanesi hayatlarının bir döneminde
kekemelik yaşar. Bu 5 çocuktan 2 tanesi kekemeliğin başladığı yaşlar olan 2-3
yaşından ilkokulun başlamasına kadar geçen sürede kendiliğinden iyileşir. 2
tanesi ise ergenliğe kadar geçen sürede tedavi alarak iyileşir. İyileşmeyen 1
kekeme ise hayatı boyunca kekemelik yaşayabilir ve probleminin adı kronik
kekemeliktir.
26- Çocuğunuzda kekemelik başlamış ve üzerinden geçen süre
de 6 ay geçmeden iyileştiyse çocuğunuz iyileşen ilk 2 kekemeden biridir. Eğer
üzerinden 6 aydan fazla bir süre geçtiyse korkarım ki ergenliğe kadar iyileşen
4 kekemeden ziyade sizin çocuğunuz kronik kekemeliğe doğru ilerlemektedir.
27- Ailede kekemelik öyküsünün olması ve problemin
başlamasının üzerinden geçen süre uzadıkça kekemeliğin kalıcı olma ihtimali
artar. Bu yüzden bu tür çocukların fark edilir edilmez hemen izlemeye alınıp
ebeveynlerinin de kekemelik ve gelişimi konusunda bilgilendirilmeleri
gerekmektedir.
28- Başlangıçta Hece Başı Sözcük Başı takılma ve tekrarlar
ile başlayan problem zamanla her bireyde farklı bir şekle bürünür ve;
o Konuşmaya başlayamama,
o Duraksama,
o Uzatma,
o Sözcük ve hece tekrarları,
o Sesli ve sessiz bloklar şeklinde kendini gösterir.
29- Bazen bu durumlara;
o Sesli nefes alma,
o Islık,
o Burun çekme,
o Üfleme,
o Dil şaklatma,
o Çene hareketleri,
o Dil çıkartma,
o Dudak sıkma,
o Çene kaslarında gerginlik,
o Başı öne arkaya tarafa çevirme,
o Zayıf göz kontağı,
o Sürekli etrafına bakınma,
o El-kol hareketleri,
o Bacak hareketleri,
o Ayak vurma ya da sallama,
o Gövde hareketleri gibi konuşmada gözlenen ikincil
davranışlar dediğimiz davranışlar da eşlik edebilir. Farkındaysak yukarıda
belirttiğimiz her şey sadece kişinin konuşma biçiminden ibarettir. Oysa
kekemelik dediğimiz şey bunlardan çok daha fazlasını kapsar.
30- Ergenlikle birlikte son pikini yapan kekemelik
ergenliğin sonlarından itibaren kişiye özel bir hal alır.
31- Kekemelik alanında çalışan uzmanlar ergen ve yetişkin
kekemelerde terapi hedefi belirlerken bazen kekemeliği tamamen geçirmeyi
hedeflerlerken bazen de kabul edilebilir düzeyde konuşma akıcılığını
hedeflerler. Çünkü kekemeliğin başlangıcının üzerinden geçen süre arttıkça
problemin kişide kalıcılığı da artar. Bu yüzden aileler çocuklarının
konuşmalarındaki tekrar ve takılmaların kekemelik olduğunu düşündükleri anda
geç olmadan bir uzmana başvurmalıdırlar. 28.01.2012
NEVZAT KIYMAZ
NEVZAT KIYMAZ
19 Ocak 2012 Perşembe
ÇELİK KAPIYA VE ÇELİK KASAYA GÜVENMEYİNİZ
Hırsızlık olaylarında çelik kapı
ve çelik kasaların kolayca bertaraf edildiği,yeterli güvenliği sağlamadığı özellikle
açılamayan ya da açmak için yeterli sürenin olmadığı durumlarda çelik kasaların
hırsızlarca götürüldüğü bilinmektedir.Çelik kapıların standardına uygun
kullanılması durumunda ancak/belki güvenli olabileceği unutulmamalıdır ayrıca
para, altın,gümüş….. gibi kıymetlerin evin sözde gizli yerlerinde ya da çelik kasada saklanması yerine bankalarda bulunan kasa ya da hesaplarda muhafaza
edilmesi şahsi ya da ekonomik güvenliğiniz için kesinlikle tavsiye edilir
14 Aralık 2011 Çarşamba
FON HESABI MUĞLAKLIĞI
Bilineceği üzere ülkemizde
faaliyet gösteren bazı bankalar ; gelir getiren bir imkan olarak reklamını yapıp çeşitli adlar altında müşterilerine fon hesapları açtırmaktadır.Fon hesapları gelir getirdiği
iddiasıyla düzenli olarak çalışmakta ancak bankalar;hesap sahibinin fon hesabından
kazandığı gelirleri ve aynı hesap nedeni
ile müşteriden vergi ve sair adlarla
yapılan kesintileri belirli aralıklarla düzenli ve anlaşılabilir şekilde müşteriye
açıklamamaktadır.Fon hesabı sahiplerinin hesaplarına dair yıllık gelir ve gider durumunu gösterir raporu
bankalarından ısrarla istemeleri haksız
kayıplara uğramamak adına önemlidir.
9 Aralık 2011 Cuma
AHŞAP PALETLER TEKRAR KULLANILABİLİR
Özellikle ticari malların altında koruyucu olarak ya da taşıma kolaylığı olması için kullanılan ahşap paletler maharetli ellerde yepyeni eşyalar olarak gündelik hayata dönebilir.eşya sandığından köpek kulübesine,bahçe mobilyasına,çeşitli görsel eşyalara dönüştürülebilir, hem orman katliamı önlenir,hem çevre kirliliği önlenir hem de kişilerin üretme yeteneği artar(örnek uygulamalar için bknz: http://www.youtube.com/watch?v=pFGaW2FdKB4)................
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






