1 Nisan 2012 Pazar

HAYATIN 40 ALTIN KURALI




1) Arabanın ucuzunu kullan ama alabileceğin en güzel evi al.
2) En iyisinden üç fıkra öğren.
3) Sevinçlerini hiçbir zaman erteleme.
4) Eşini çok iyi seç. Çünkü bu seçim mutluluğunun  veya mutsuzluğunun % 90’ nını oluşturur.
5)
Her gün 30 dakika yürü.
6) Her yemekten önce şükret.
7) Bir 
arkadaşına sırrını açıklamadan önce iki kere düşün.
8) Kendisinden maaş aldığın kişileri asla eleştirme.
9) Kaybedecek şeyleri olmayan 
insanlardan kork.
10) Gözünün önünde hep güzel şeyler bulundur.
11)Çocukların, adet kelimesini duyduklarında seni hatırlayacak şekilde yaşa.
12) Dinine ait kitabı tam anlamıyla 
okumak için kendine bir yıl süre tanı.
13) Kendini ve başkalarını bağışlamayı  bil.
14) Öncelikle tıbbi(İlk)yardımı öğren.
15) Biri seni kucakladığında ilk bırakan sen olma.
16)
Her gün 8 bardak su içmeyi unutma.
17) Seni seven insanları koru.
18) Zor da olsa ailenle 
tatil yapmak için her şeyi dene. Bu tatildeki anlar,hayatının en değerli anlarından biri olacak.
19) Kendine yapılması istemediğin hiçbir şeyi başkalarına yapma.
20)Başarılı olduğun,kalbinin rahatladığı,sağlıklı olduğun ve sevildiğin saniyelerin kadrini/kıymeti bil.
21) Başarılı ve iyi bir evliliğin iki şeye bağlı olduğunu unutma: a) Doğru 
insanı bulmak. b) Doğru insan olmak. 
22) Ebeveynlerini, eşini ve 
çocuklarını eleştirmek istediğin zaman dilini ısır.
23) Sevimsiz olmayacak şekilde ayrı 
fikirde olmayı öğren.
24) Cesaretli ol, 
hayatına geri baktığında yaptıkların için değil yapmadıkların için üzüleceksin.
25) Çok mükemmel  bulduğun bir fikri başkasının engellemesine izin verme.
26) Keyifsizliklerini açığa vurma.
27) Nasıl bir 
duygu olduğun öğrenmek için 24 saat kimseyi ve bir şeyi eleştirme.
28) Evliliğini güzelleştirmek için her gün bir şeyler yap.
29) İyilik dolu bir sözü ve iyiliğin etkisini asla küçümseme.
30) Çocukların hakkında başkalarına iyi bir şeyler söylerken, bırak onlarda duysun.
31) Güç, sahip olduğun mallarla ilgili değildir. Unutma.
32) Çocuklarını anlamaya çalış, yargılamaya değil.
33) Kalem ve not defterini daima yanında taşı.
34) Zaman ve kelimeleri boş yere harcama. İkisi de çok değerli.
35) İnsanların yaptıkları olumsuz şeyleri değil, ileride yapacaklarını düşün.
36) Senden az ya da çok parası olanlarla, paran hakkında konuşma.
37) Bir şeyi elde etmek çok çaba saffettiysen, tadını çıkarmak için zaman ayır.
38) Birisinin kahramanı ol.
39) Neyi ve kimi desteklediğini insanlara söyle.
40) Sadece aşk için evlen.


http://www.inkisafmerkezi.az adresindeki   ‘’Həyatın 40 Qızıl Qaydası’’ adlı Azeri Türkçesi aslından Türkiye Türkçesine tarafımca  aktarılmıştır.

31 Mart 2012 Cumartesi

Blogumuza Siz de Katkı yapabilirsiniz!

Değerli Ziyaretçiler! Blogumuzun daha zengin bir içeriğe sahip olabilmesi için sizler de yazı ekleyebilir,tutumluluk ve tüketici tecrübelerinizi,daha mutlu ve rahat bir hayat için gerekli bilgi ve birikimlerinizi blogumuzda paylaşabilirsiniz,bu konuda iletişim kısmında bulunan e-mail adresinden bize yazabilirsiniz,gene blogumuza şahsi sayfalarınızda link vererek destek olabilirsiniz..................

28 Mart 2012 Çarşamba

İKİNCİ KARGO ÜCRETİNE DİKKAT!



Son zamanlarda bazı alışveriş sitelerinde  satın alınmak istenen malın toplam maliyet dökümü içerisinde kargo ücreti  de hesaplandığı yani  alınan bedelin içerisinde kargo bedeli de olduğu açıkça beyan edildiği halde  tüketicinin aldığı mal; satıcı tarafından kargo ücreti adreste ödemeli olarak  tüketiciye gönderilmektedir böylece bazı satıcılar ‘’oldubitti ile’’  tüketiciye ikinci bir kargo ücreti ödeterek zaten önceden ödenen kargo ücretini sessiz sedasız alıp haksız bir kazanç elde etmektedir.Tüketici durumu satıcıya bildirdiğinde ‘’aa bir yanlışlık olmuş,sizden alınan kargo bedelini hemen iade edeceğiz’’  sözü verilmekte ama genellikle iade sözünü yerine getirilmemektedir.Tüketici ;satıcıyı bu konuda tekrar aradığında ‘’peşine düştüğün para topu topu yedi lira’’ gibisinden bahanelerle ve hakaretli sözlerle tüketici yıldırılıp tüketicinin bu bedeli istemesi ve alması engellenmektedir.Bu tip bir durumda satıcıya parayı iade etmesi için süre verilmesi,süresinde iade olmazsa satıcının bedeli almaması için satış sitesi nezdinde ödemeye onay verilmemesi,satıcı hakkındaki yorumlara bu durumun açıkça ama hakaret etmeden yazılması ve satıcı hakkında olumsuz not bildirilmesi,fazladan alınan paranın iadesi için yetkili tüketiciyi koruma hakem heyetine müracaat edilmesi gerekmektedir....

5 Mart 2012 Pazartesi

İSTİRİDYE MANTARI YETİŞTİRİCİLİĞİ HAKKINDA


Son iki ay içerisinde evimin bir köşesinde hobi amaçlı olarak İstiridye mantarı yetiştirme girişiminde bulundum.Yetiştirme için gerekli mantar tohumunu yani miseli internetten tespit ettiğim bir mantar firmasından temin ettim,önce bir hızar atölyesinden aldığım  kavak ağacı tozunu orta büyüklükte bir kazanda kaynattığım suda 10 dk.  bekleterek strilize ettim ve soğuduktan sonra youtube’de gördüğüm gibi naylon poşetlere doldurup miseli ektim ve önceden hazırladığım raflı mini seraya yerleştirdim ısıyı ayarlayamamakla birlikte züccaciyede satılan plastik hazneli püskürteçle iki güne bir steril su püskürterek  %85 ila %95 arası nemliliği kolayca sağladım onlarda herhangi bir ilerleme belirtisi yokken bu defa da artan miseli yukarıda anlattığım şekilde sterilize ettiğim buğday samanına ektim ve aynı seranın boş kalan yerlerine koydum sonuç olarak sterilize buğday samanına ekilen misel  kavak tozuna ekilenden çok daha kısa bir sürede gelişip mantar verdi ve  hasat ettiğim istiridye mantarları marketlerde satılan şapkalı mantardan çok daha lezzetliydi,uygun ortamda istiridye mantarı yetiştirmenin  çok fazla emek ve masraf gerektirmeyen zevkli ve aile mutfağı için lezzetli  bir uğraş olduğu kanaatindeyim

28 Ocak 2012 Cumartesi

KEKEMELİĞİN GELİŞİMSEL SEYRİ



KEKEMELİĞİN GELİŞİMSEL SEYRİ: “ Kader Değildir; her yaşta çözümü vardır.”

1- Bütün çocuklar 3 yaşlarında her 1.000 sözcüğün 45 tanesini takılarak ve tekrarlayarak söylerler ( Johnson, W). Çocuğun, anadilinin dilbilgisi kurallarını yeterince öğrenemeyişi, kelime dağarcığının yeterince gelişmemiş olması gibi sebepler bu takılma ve tekrarlamaların ana sebebidir. 3 yaşındaki bir çocuk için bu takılma ve tekrarlar doğaldır.

2- Çocuğun konuşmasındaki doğal takılma ve tekrarlamaların ebeveynleri tarafından fark edilmesi,

3- Çocuğun konuşmasındaki doğal akıcısızlıkların ebeveynler tarafından eğlenceli bulunması,

4- Çocuğun konuşmasındaki doğal akıcısızlıkları ebeveynlerin merak ederek ilgilenmeleri,

5- Ebeveynler çocuklarının konuşmalarındaki doğal akıcısızlıkların kekemeliğe dönüşeceği düşünürler. Bundan dolayı ilerleyen yaşlarda çocuklarının yaşayabileceği en kötü senaryoları yazmaları ve sonrasında bu durumlara karşı geliştirmiş oldukları kaygı,

6- Ebeveynler çocuklarında gözlemledikleri konuşma hatalarını 3 yaşından önce konuşmayı öğreniyor öngörüsüyle genelde normal kabul ederler.

7- Çocuklar ortalama 3 yaş civarında yetişkin dil yapısına benzer bir dil yapısı kullanmaya başlarlar. Bakkal amca, eve gelen misafir, yolda ilk kez karşılaşılan bir teyze ile konuşmayı denerler. Bu durumları gözlemleyen ebeveynler bu güne kadar çocukları için konuşmayı öğreniyor yakıştırmasını yaparlarken bu günden sonra çocuklarının konuşmayı öğrendiğini düşünürler.

8- Ebeveynler çocuklarının konuşmasındaki en küçük hataya bile dikkat ederler. Eğer çocuklarının konuşmalarındaki hatalar takılma ve tekrarlama türünden hatalarsa hiç beklemeden bu durum için zihinlerindeki tek kelimeyi kullanırlar: Ke-ke-me-lik,

9- Bugüne kadar çocuklar takılıp tekrarlasalar bile bunlar zorlanmasızdır. Çocuklarda takılma ve tekrarlamalardan bir kaçış yoktur.

10- Çocuklarının konuşmasındaki takılmalar için bir kez kekemelik terimini kullanan ebeveynler nasıl ki konuşma sorunları konusunda herhangi bir eğitim almadan çocuklarının konuşmasında gözlemledikleri takılma ve tekrarlar için kekemelik tanısını koydularsa çok geçmeden çocuklarına sakin konuş, yavaş konuş gibi eleştirilerde bulunarak çocuklarının dikkatini kendi konuşmalarına çekerler.

11- Bugüne kadar konuşmalarındaki takılmaları ve tekrarlamaları önemsemeyen çocuklar kendi konuşmaları konusunda yöneltilen eleştirilerin sıklığının da artmasıyla bir şeylerin ters gittiğini düşünürler ve hastalıklı psikolojisine bürünürler.

12- Çocuklar bu andan sonra konuşmalarındaki hataları gizlemek ve eleştirilere daha az maruz kalmak için daha az konuşmayı tercih ederler. Çocuğun çevresindeki insanlar bu suskunluğuna bir anlam veremezler ve çocukta içe kapanma, çekingenlik, özgüven eksikliği gibi psikolojik sorunların olduğunu düşünürler.

13- Bu durumla birlikte bugüne kadar 1 cil dönem kekemeliği yaşayan çocuk 2 cil dönem kekemeliğine geçmiş olur.

14- Çocukların eleştirilere maruz kaldıkları süre arttıkça kekemelik problemi de çocuk bünyesinde iyice yerleşmeye başlar.

15- İlk başlarda sadece cümlenin en başında tek heceli kelimelerde görülen tekrarlamalar zamanla takılmalara dönüşür ve hece başı sözcük başı düzeyde devam eder.

16- Tekrarlamaların ve takılmaların sıklığı artar ve çocuğun konuşmasında oluşan akıcısızlık ebeveynlerle birlikte paralel olarak başka insanların da dikkatini çeker.

17- Başka insanların da çocuğun konuşmasında oluşan akıcısızlıklara dikkatlerini yöneltip çocuğa uyarılarda bulunmaları çocuğun yaşadığı engellenme duygusunun sıklığını artıracaktır.

18- Yaşanan her engellenme duygusu takılma ve tekrarların çocuğun konuşmasına birazcık daha yayılması ve yerleşmesi anlamına gelecektir.

19- Takılma ve tekrarların çocuğun konuşmasındaki sayısının artışı demek ebeveynlerin birazcık daha üzülmelerine ve paniklemelerine yol açacaktır.

20- Bu panik durumda ne yapacağını bilemeyen ebeveynler çocuğu hocaya okutma, çocuğa kanarya suyu içirme, psikologa gitme gibi nafile çalışmalar yapacaklardır.

21- Ebeveynlerindeki bu panik durumunu gören çocuk kendindeki problemin tahmin ettiğinden daha büyük olduğunu düşünecek ve nasıl söyleyeceğine ne söyleyeceğinden daha da fazla dikkat etmeye başlayacaktır. Bu durum çocuğun daha çok takılmasına ve tekrarlamasına ve daha az akıcılıkla konuşmasına sebep olacaktır.

22- Yani; atlıkarınca misali ebeveynlerin kaygısı arttıkça çocuk daha fazla takılacak; çocuk daha fazla takıldıkça da ebeveynlerin kaygısı artacaktır.

23- Bazen çocuğun konuşmasındaki takılmalar azalacak bazen de bir süreliğine geçecektir. Ebeveynler bu duruma sevineceklerdir. Bilmezler ki bu durum çocuklarında oluşan kekemeliğin sinsice ilerleyişidir.

24- Çocuğun okula başlaması ve arkasından okumayı öğrenmesiyle birlikte önceleri sadece konuşmada olan takılmalar okumaya da bulaşacaktır.

25- Her 100 çocuktan 5 tanesi hayatlarının bir döneminde kekemelik yaşar. Bu 5 çocuktan 2 tanesi kekemeliğin başladığı yaşlar olan 2-3 yaşından ilkokulun başlamasına kadar geçen sürede kendiliğinden iyileşir. 2 tanesi ise ergenliğe kadar geçen sürede tedavi alarak iyileşir. İyileşmeyen 1 kekeme ise hayatı boyunca kekemelik yaşayabilir ve probleminin adı kronik kekemeliktir.

26- Çocuğunuzda kekemelik başlamış ve üzerinden geçen süre de 6 ay geçmeden iyileştiyse çocuğunuz iyileşen ilk 2 kekemeden biridir. Eğer üzerinden 6 aydan fazla bir süre geçtiyse korkarım ki ergenliğe kadar iyileşen 4 kekemeden ziyade sizin çocuğunuz kronik kekemeliğe doğru ilerlemektedir.

27- Ailede kekemelik öyküsünün olması ve problemin başlamasının üzerinden geçen süre uzadıkça kekemeliğin kalıcı olma ihtimali artar. Bu yüzden bu tür çocukların fark edilir edilmez hemen izlemeye alınıp ebeveynlerinin de kekemelik ve gelişimi konusunda bilgilendirilmeleri gerekmektedir.

28- Başlangıçta Hece Başı Sözcük Başı takılma ve tekrarlar ile başlayan problem zamanla her bireyde farklı bir şekle bürünür ve;
o Konuşmaya başlayamama,
o Duraksama,
o Uzatma,
o Sözcük ve hece tekrarları,
o Sesli ve sessiz bloklar şeklinde kendini gösterir.

29- Bazen bu durumlara;
o Sesli nefes alma,
o Islık,
o Burun çekme,
o Üfleme,
o Dil şaklatma,
o Çene hareketleri,
o Dil çıkartma,
o Dudak sıkma,
o Çene kaslarında gerginlik,
o Başı öne arkaya tarafa çevirme,
o Zayıf göz kontağı,
o Sürekli etrafına bakınma,
o El-kol hareketleri,
o Bacak hareketleri,
o Ayak vurma ya da sallama,
o Gövde hareketleri gibi konuşmada gözlenen ikincil davranışlar dediğimiz davranışlar da eşlik edebilir. Farkındaysak yukarıda belirttiğimiz her şey sadece kişinin konuşma biçiminden ibarettir. Oysa kekemelik dediğimiz şey bunlardan çok daha fazlasını kapsar.
30- Ergenlikle birlikte son pikini yapan kekemelik ergenliğin sonlarından itibaren kişiye özel bir hal alır.

31- Kekemelik alanında çalışan uzmanlar ergen ve yetişkin kekemelerde terapi hedefi belirlerken bazen kekemeliği tamamen geçirmeyi hedeflerlerken bazen de kabul edilebilir düzeyde konuşma akıcılığını hedeflerler. Çünkü kekemeliğin başlangıcının üzerinden geçen süre arttıkça problemin kişide kalıcılığı da artar. Bu yüzden aileler çocuklarının konuşmalarındaki tekrar ve takılmaların kekemelik olduğunu düşündükleri anda geç olmadan bir uzmana başvurmalıdırlar.        28.01.2012


                                                                                            NEVZAT KIYMAZ

19 Ocak 2012 Perşembe

ÇELİK KAPIYA VE ÇELİK KASAYA GÜVENMEYİNİZ


Hırsızlık olaylarında çelik kapı ve çelik kasaların kolayca bertaraf edildiği,yeterli güvenliği sağlamadığı özellikle açılamayan ya da açmak için yeterli sürenin olmadığı durumlarda çelik kasaların hırsızlarca götürüldüğü bilinmektedir.Çelik kapıların standardına uygun kullanılması durumunda ancak/belki güvenli olabileceği unutulmamalıdır ayrıca para, altın,gümüş….. gibi kıymetlerin evin sözde gizli yerlerinde ya da  çelik kasada saklanması yerine  bankalarda bulunan kasa ya da hesaplarda muhafaza edilmesi şahsi ya da ekonomik güvenliğiniz için kesinlikle tavsiye edilir 

14 Aralık 2011 Çarşamba

FON HESABI MUĞLAKLIĞI


Bilineceği üzere ülkemizde faaliyet gösteren bazı bankalar ; gelir getiren bir imkan  olarak reklamını yapıp  çeşitli adlar altında müşterilerine  fon hesapları  açtırmaktadır.Fon hesapları gelir getirdiği iddiasıyla düzenli olarak çalışmakta ancak bankalar;hesap sahibinin fon hesabından kazandığı gelirleri ve  aynı hesap nedeni ile müşteriden vergi  ve sair adlarla yapılan kesintileri belirli aralıklarla düzenli ve anlaşılabilir şekilde müşteriye açıklamamaktadır.Fon hesabı sahiplerinin hesaplarına dair  yıllık gelir ve gider durumunu gösterir raporu bankalarından ısrarla istemeleri  haksız kayıplara uğramamak adına önemlidir.